Burası Emre Sert'in kişisel şiir sergisidir...

08.07.2009

ŞÜKÜR.


ŞÜKÜR.
İçtiğim denizler kadar derin
Göçtüğüm bir buluttu gözlerin
Geçemedim…
Varoşlarından ayırır gibi
bir şehri,
Tüküremedim ağzımda emdiğim bu zehri!
Gecenin zifiri,
Gecenin en sunturlu küfürlerini
ezberledim, yüzümde tokat gibi
Gidişini…

Denizi,
kumsaldan
sıyırır gibi izledim.

Periler odaların sessizliğini severmiş
Bekledim…
Gecenin en kalender noktalarını bekledim
Bütün vahşi hayvanları susturdum,
Gelmedin…
Kan içinde uyanıp bu gece bir rüyadan
Dudaklarımı göğsünden kopararak
Tavanına yıldızlar çizdim kefenimin.
Neyse ki aklım serin…
Neyse ki ellerin hala çıplak!

05.07.2009

Şiir Yazı

10 Temmuz saat 20:00' de Kadıköy Teyna Cafe' da Şiir Yazı'ndayım. Şiir okuyacağım.Videodaki şiiri, videodaki kişi olarak okuyacağım. Belki biraz sesim kalındır, belki biraz saçım uzundur, dahasını ummayın...

video

Beklerim...

04.07.2009

efsundu!

pınar’dan…
efsundu!
güneşmi yüzüne düştü, senmi güneşe vurdun bilemedim...
iremdi, gülistandı o, o yer senin dokunduğundu.
Geceler olurdu, geceler boyuydun, geceler en çok gittiğinde uzundu
Bilmem, kaç çeşit manzara olurdun? Kaç taneydik
saymadım,
Saymadım ertende ihtimallerin dehşet veren sonsuzluğunu
Seni fani sanmadım hiç, ellerimden hatırlarsın,
Güneş gibisin Efsun, anlamazsın!
gölgem kocaman olur, şahikamsın.

İkamesi olmayandı, ellerindi onlar…
İki özerk devlettiler sanki, kalkanımdı, kanadımdı,
kahramanımdılar...
Saten gibi bir tendi o, bütünüyle kavradım.
Kopmamış çiçek gibi kokardın,
Kendin gibi kokardın,
Kokladım, fikrime yayıldın…
Gelişin zamansız olmuştu, biliyorsun.
gidişin...
Gidişin zamanı dondurdu Efsun.
Elin olmayınca avcum ne yapsın!

Ellerimle bile tuttum inanmazsın, kaç çeşit hüzün gördüm!
Adındaki berekete düştüm, tutarsın sandım, o'sun sandım,
oydun.
En hünerli yerlerine dokundum, gözlerimle dokundum,
Soluğundu o, nefesini soludum.
Usanmadım, uslanmadım, adını koşturdum aklımda,
Bıkmadım ardında bin çeşidini görmeyi korkunun,
Gözümün feri aktı Efsun!
Kupkuruyum.

Görkemini geveliyorum şimdi yalnız dudaklarımda
Beni terkediyorsun çünkü ben aşağılık bir kiralık katildim
Ben bir kiralık katilim ve kendimi öldürmeliyim, çünkü beni terk ettin.
Tümüydün, atlasımdı o, her yanıydı pusulamın
Huşu ile devrildin omzuma…
Tarifsiz bir huzur bahşettin…
Bense zenci bir mülteciydim ve kendimi sana zerk ettim...
Ellerin iki özerk devletti Efsun.
Ben o kıtadan nefyedildim!
01:30:36

15.03.2009

Kabul


Kabul
Büyüklük bende kalsın,
Gidiyorum…
Bırakıyorum ne varsa verdiğim,
Aldıklarımı yerine koyuyorum.
Bir kendimi alıyorum yanıma
Birde anlatamadıklarımı
Başka bir bahar umuduyla
Yüklüyorum sırtıma umutlarımı…

Büyüklük bende kalsın,
Susuyorum…
İçimdeki sesi duyuyorum bitek
Bir tek kendime kulak veriyorum
Korkmuyorum ağlamaktan,
Gözyaşlarımla serpiliyorum
Siz yağmurdan kaçarken
Ben kendi açıklarımda boğuluyorum

Büyüklük bende kalsın,
Ve ben bitiyorum…
Her nefes yeni bir denemeydi,
Her deneme yanılmaydı,
Üzgünüm, yapamadınız,
Siz beni yanlış anladınız…
Şimdi anlıyorum doğruları
Ve ölüyorum yavaş yavaş
Yudum yudum yok oluyorum,
Siz koşarken geleceğe
Ben geçmişimle hesaplaşıyorum…
01:46

14.03.2009

SIVI.

Kara Şiir Antolojisi 2009

SIVI.
Nar geceye saçıldı,
Vadilere saklanmış kızıllar.
Gece gökyüzünden düşer melekler ve hepsini avuçlarım toplar.
an ki, rüzgarın adına dokunduğu zamanmış…
Ağlarmış bir kız çocuğu
ve içimde bronz bir midilli yaşarmış.

Hatırlat da unutalım bir ara,
çiğnediğimiz karıncaları
-Ahh, hacminden taşmam için emmem lazım kayalıkları-

Her gecenin bir rengi vardır,
Her sözün bir kütlesi,
Ben kızıllar açtım canım, sen topla tanelerimi…

Yer çeker kendine, caziptir toprak.
Şimdi bir yerinden tutsam kayar,
Neresinden dönsem kar?
İçime sızmışım.
An; sızı saçmalar,
YAŞASIN MODERN ZAMANLAR. Sus!
Sus yoksa beni bu yüzyıl parçalar.

.
Ben bir nardan kaçtım bu gece, beni bir avuçların yakalar!

02:20

08.03.2009

Yüzüme Mimikler Ver Sevgilim...


Yüzüme Mimikler Ver Sevgilim…
Gel benimle kadın ol sevgilim,
Bende kaplumbağaları uçmaz sanırdım.
Kanatları kırıktır hani uçurtmaların
Ellerim de eflatundur bazen
-ki bu yüzden, bu griliği sana bulamak isterim
Ama sevgilim dikkat et,
Ben daha hiç pelikan görmedim!

Sana İspanyolca isimler vermek isterim sevgilim
Dilimin döndüğünce replikler yazmak sana,
Uçakların kanadına ateş etmek beraber,
Ve yas tutup düşüşlerine sevişmek seninle…
Anladım sevgilim; boşalınca değil sevişince giriliyor ergenliğe…

Ellerini tutmam garip,
Ellerini tutmam güzel,
ellerin, garipliğim kadar güzel
Ama hayır, bi dur hele
Hayır, sen uçamazsın daha
Henüz bir melek değilsin sen
Ama eş durumundan şair sayılırsın…

İstanbul da bir şehir be!
Ve şiir yazılmayı sen kadar hak eder en az,
Ben, doğruya doğru kayar gibi hissediyorum kendimi
Söyle seni İstanbul’da kim istemez!

Kendimi odamda istiyorum sevgilim,
Odam karbondioksit kokuyor.
Saksımda plastik yunuslar besliyorum
Ve saksım yağmurlar topraklıyor
Bir çocuk görüyorum sevgilim,
Bir çocuk, mazgaldan su içiyor…

Çocukluğum yaşlı geçti benim
Ben sivilcelerimi Alzheimer’dan kaybettim.
Bir yosunun yağmuru andırması kadar uzak,
Ama en az ikisininki kadar ıslak,
Bir o kadar siyah,
Bir o kadar parlak…
Kutularca Bonibon yutup intihar etmek istiyorum!

Bir çocuk,
Bir şair,
Bir intihar…

Ben ölüme değil, ölümden sonra yaşama inanıyorum!
05:20

19.10.2008

Umudu Bir Renkle Karıştırıyorum Hala

‘‘Tom Waits bunu nerden bilsin?’’Umudu Bir Renkle Karıştırıyorum Hala

Tuzunu kıyıya vurmuş bir deniz tasarladım ikimiz için
Adının ölümsüz olduğu bir kara parçasında.
Henüz açken hepimiz,
Ölmeye de çok var sanarak,
Kaybetmekten çekinmeden kapatıyoruz perdeleri,
Tercümesiz şarkılara sığınıyoruz…

Bu yalnızca bizim suçumuz.

Usturada küçülüyor bir kadının sureti
Yüzümün kanaması bundan…
Kadının adımları sert bir dille uyarıyor beni
Gerisi üstüme sinen korkusundan sanılıyor …

İçimde falezler var sesinin binbirtürlü şiddetiyle vurduğu.
İçimde teninin yoğunluğu var
Günümüz nehirleri durgun..
Gecenin çocukları korkusuz oysa.
Yine aynı arktan boşalıyor sonsuzluk.
Aşkın içinde bir çok sıvı var!
.
..
Uçurtmamın kuyruğuna saçlarını takmak şimdi…
Kopardığın renklerin esaretiyle,
Ipıslak yaşamak seni!

05:23

22.06.2008

SÜBLİM.

Çizim:ZİN. Bu şiir için.

SÜBLİM.
Biliyorum, uyuyorsun şimdi, üstünde pembe desem değil, üstümde saydamları bulandıran, sütünde ince bir beyaz gibi annemin, üstünde ağır bir koku,
bende de sıkışmış bir kaç korku var.
Biliyorum. Rüyanda beni gömüyorsun.
O bilmediğin, o unuttuğun, o saydığınım ben..
Bil o ayakları buz kesmiş! etinde ve suretinde eş dağılmış irem, ağlayan bir nar. Yâda kesilmiş bir göz gibi, tane tane dökül-sen. Evet, Sen...
Sen; Arzı morfin, talebi kriz içeren
Saçaklara es olmuş, alçaklara dokunmuşsun sen.
Yine de gel, gel de yine çakılsın taşlar,
Çekilsin damarlar, çizilsin dokum.
Uf beni,
Taş bura kalmasın, yansın bu divan, yansın cümlem, bi seni yaksın dilim ve devrilsin ünlem İ
Yine de gel sen. Sen gel de yine anlamasın el âlem.

07:03

08.06.2008

Tinsel İlişki


TİNSEL İLİŞKİ


................
Paslanmış bir plak gibi dinliyorum ismini
................Ve tenini günahkâr bir lakap gibi sayıklıyorum…

Batıyorum,
Tutup, kaldırıyorsun efkârı
Batıp, can veriyorsun nesneye.
Çözünüyoruz gece ansızın,
Azalıyoruz birlikte!
Birbirimizde azınlık kalıyoruz -
Gün doluyor,
Birden kovuyorsun beni,
Ben senden kovalıyorum sözcükleri
Azalıyoruz…
Kendimize sürgün ediyoruz bedenlerimizi.

Durduk yere büyüyordu adın,
Hayatın;
Bir safranın yere akan katranıydı.
Koşuyordun,
Yetiş diyordum, yaralıydın
Saklıydın derinlerde veya derinin süt kokan yerlerinde
Ben buluyordum seni
Dinamit bir mevsimin devinimsiz masallarına gömmüştüm ismini
Uğrundaki nikotinlere boğuluyordum,
Haklıydın.

Sana söz veriyorum,
Sözcüklere veriyorum etini.
Ve tüm kurgulardan korunup,
Kitlelerden sakınıyorum ismini…
Biliyor musun Eve polisler geldi az önce
Bütün şehri böcekler bastı
Sırf sen kaç diye benden,
tüm insanlık damarlardan konu açtı…
Kurtar beni bebeğim, kurtar bu basanlardan
Beni onlara verme sakın, ben suçluyum olanlardan!
Bana bizden bahset, ruhum kaşınıyor yoksa
Gizem haz veriyor, sağır oluyorum suskunluğunda… !

Kimi geceler lavlar damlattım dudaklarımdan
Ruhunu bir var oluşun orta yerine sapladım,
Tüm tinsel eğilimlerimi diz çöktürüp karşında,
Teninde terimin bulgularına rastladım.
………
.................Sen ruhuma paralel eşkenar bir sızı,
.................Ben sana dik düşmüş zehirli bir açıortaydım.

Yetmez bu dünya bize!
Öl sevgilim.
Çabucak yak kanatlarını,
Seni arafa götürmeliyim…
Bulunduğum ikamet, tatsız tuzlu bir tavırsın…
Ben sana olmuşum, bana tutunmalısın…

06:53

29.05.2008

‘‘Benimle Oynamıyolar Anne!’’


‘‘Benimle Oynamıyolar Anne!’’
-özet-

Deniz
Milyon defalarla dolu cümleler bulup, gelip,
Atlar geceme… Ve dolu ve boş ve dolmak istercesine
Sarılır, öper, saklar beni bi’şeye
Ben membasında boğulur, cümleler ayıklarım
Döner, taşar, dolanır, yine ona sarılırım

Yakın
Aklımın labirentlerinde dev bir pinpon topu
Dolanır dolanır da bulamaz yolunu
Bilmezsin, etin nüfuz eder kemiğime
Deprem denen söylenti, işte o an icat olur

Huzur
Gece lacivert bilirken siyahı
Boylu boyunca bir alaca aramızda
Ve terkedilmiş kentlerin kurmacasıyla
Başı sonu bilinmez saten bir gece iner
Nefesini işitirim, sözcüklerin adı düşer…

Heves
Ben o kırsal kenti senin için boyadım
Buldum bir sürü şarkıdan sana bir tane sözcük yazdım
Sor o kelebeğe, telaşıyla bekledim seni…
Bir sürü parmağın vardı senin, ellerim bir sürü olsun istedim…

Balon
Gözlerine sis düşünce
Toz rengi oluyorsun.
Düşme!
Düşersen bütün evcil hayvanlar irkilir
Aynamda vahşi yangılar alevlenir birden
Ve aniden tüm raylar gerilir
İsmini kemiririm.
Adın bir gezegene verilir
04:24

13.04.2007

Arasıra


Arasıra
Bir samyeliydin bazen,
her kıbleye döndüğümde,
sen çarpardın yüzüme
Sıcaktın,
kuraktın,
yakardın içimi,
Kora dönüşürdü küllerim
Bedenim nefesini hissettiğinde

Bir depremdin bazen,
Ellerimin titremesiydi, artçı şoklarının göstergesi
Büyük yıkımlar vardı şiirlerimde
Enkazlarım yıllanmıştı
Sarsılıyordu umutlarım
Ve ne kadar yazarsam yazıyım
Sıvanamıyordu çatlaklarım

Bir nehirdin bazen,
Usul usul akardın kimi zaman,
Kimi zaman asice...
Kırışıklarım senden kalmaydı
Akıntın bedenimi aşındırmıştı
Bağımlıydı nadasım sana,
Kuraklığım senin emrinde
Gözümden sızan her damlan
Avucumdaki ateşi söndürmekte

Ellerimden düşerdin
Erirken düşlerim avucunda
Sözcükler seni sayıklarken
Gülüşün, soğuk duş kıvamında
Muharebem,
Hasmım,
Hassaslığım
Geçmişimi sensizliğe
Sessizliğine de yarınları bırakırım…
01:58